DUYGUSAL ZEKANIN KİŞİSEL VE SOSYAL YAŞAMDAKİ ÖNEMİ BÜYÜK

Bazı kavramlar vardır, popüler oldukça içinin boşaltılma, insanlar tarafından yanlış kullanılma ve hatta giderek anlamsız görülme ihtimali artar. Psikolojide oldukça popüler hale gelmiş ve pek çok alanda kullanılmaya başlayan bu kavramlardan biri de “duygusal zeka”. Ortaya atıldığından bu yana hem anlamı, hem geçerliği pek çok araştırmacı ve uzman tarafından tartışılan duygusal zeka, aslında son yıllarda yapılan çok sayıda araştırma sayesinde giderek daha iyi anlaşılıyor. Şu an bilimsel anlamda duygusal zekaya dair pek çok veri, bize onun ne olup ne olmadığı hakkında oldukça bilgi verici.
Duygusal zeka, duygularla ve duygulara yönelik bilgiyle ilgili akıl yürütüme anlamına gelir. Daha açık bir ifadeyle duygusal zekası yüksek kişiler duygulara yönelik sorunları çözmede başarılıdır; örneğin yüzdeki ifadeleri daha iyi algılar, duygularını uygun şekilde ifade edebilir, duygu mesajlarını algılamada iyidir; insanların hangi duyguyu yaşarken nasıl davranacaklarını tahmin etmede genelde zorluk yaşamaz. Ayrıca duygusal zekası yüksek kişiler başkalarına karşı duyarlıdır ve empati kurmaya daha yatkındır.
Duygusal zeka, bazı kişilik özelliklerine (örneğin dışadönüklük gibi) benzese de, araştırmalar bize duygusal zekanın başlı başına bir özellik olduğunu, yani ayrıca ele alınması gereken bir kavram olduğunu gösteriyor. Peki duygusal zeka neden önemli? Çünkü pek çok olumlu davranış ve tutumla, aynı zamanda psikolojik sağlıkla yakından ilişkili olduğunu biliyoruz. Araştırmalar oldukça açık: duygusal zekası yüksek kişilerin daha tatmin edici ilişkileri var; bu kişiler iş yaşamında daha olumlu ilişkiler kuruyor, duygusal açıdan daha dengeliler, mutlu olmaya daha eğilimliler ve yaşamdan daha fazla doyum alıyorlar. Duygusal zekanın akademik yaşam ve iş yaşamında da olumlu şekilde yansımalarını göryoruz. Örneğin öğrencilerin başarısı, iş yaşamında ise bireylerin iş performansı ve doyumu duygusal zekadan olumlu etkileniyor.
Peki duygusal zeka artırılabilir mi ve eğer öyleyse nasıl? Duygusal zekanın önemi nedeniyle bu soru üstünde duran uzmanlar, bazı beceriler üstünde çalışarak duygusal zekanın artırılabileceğini öne sürmekte. Doğuştan getirdiğimiz özellikler ve genetik yatkınlığımız duyguları etkili şekilde kullanma, başkaları ile kurduğumuz ilişkiler gibi alanlarda önemli bir faktör olsa da bazı beceriler elbette kazanılabiliyor. Örneğin belirli programlarda kişinin kendi duygularını fark etmesi, bunları kendine ve başkalarına zarar vermeyecek şekilde ifade etmesi, bir başkasının duygusunu anlayabilmesi gibi alanlar üstüne çalışmalar yapılarak duygusal zekanın geliştirilmesi amaçlanıyor. Ancak bu becerilerin doğru şekilde geliştirilmesi çok kolay değil. Bunun için kişinin gelişime açık olması ve çaba harcaması gerekiyor ve çoğu zaman bir profesyonelin rehberliğine ve uzmanlığına ihtiyaç duyabiliyor. Okullarda öğrencilere okul psikolojik danışmanlık servislerinin düzenleyeceği bazı eğitimler ve etkinlikler; iş yerlerinde çalışanların katılabilecekleri beceri geliştirme eğitimleri; psikolojik danışmanlık süreci içinde kullanılan bazı teknikler ve psiko-eğitim çalışmaları, duygusal zekanın geliştirilmesine katkı yapan etkinlikler olarak karşımıza çıkıyor.
Psikolojik sağlığımızı korumak ve daha kaliteli ilişkiler kurup sürdürebilmek için duygusal farkındalık, sosyal beceri, duygu yönetimi, empati ve problem çözme becerilerinin önemini yadsımamalı.


