FAZLA MERAK ASLINDA İYİDİR

Klinik Psikolog Amber Dalmaz Urfalı 

"Kediyi merak öldürür" diyorlar. Merak kediyi sahiden öldürür mü, yoksa bu lafı duyan kedi bir yerden sonra kendi merakını öldürmesi gerektiğini mi öğrenir?

merag1

Pek çok dilde merak hem "bakım", "özen", hem de "endişe", "kaygı" anlamında kullanılıyor. Aslında her özen belli ölçüde kaygıyı beraberinde getirir elbette. Bununla birlikte merak dediğimizde, daha çok zihnimizde "kaygıyla bakmak" çağrışabiliyor. Merak etmekle ilgili atasözlerine bakarsak, merakın pek de iyi bir şey olmadığı mesajı epey açıkça ifade ediliyor aslında. "Merak etme sen" mesajı, merakın pek çok ebeveyn için kaygı ile eşdeğer olmasının bir ürünü.  Hissedilen kaygı, pek çok şeyde olduğu gibi, ebeveynleri durdurup, hareketsiz bırakabiliyor. Merakın öğrenmenin temelindeki şey olduğunu unutularak, çocukların merak etmeleri desteklenmiyor. Ya da çocuklar "çok bilmiş", "çok meraklı" olmakla, imalı bir alaycılıkla utandırılabiliyor.

Oysa, merak etmek, dünyaya geldiğimiz andan itibaren, bizi yaşamda tutan önemli bir özellik. Spontan olmanın da bir parçası. Çocukluktaki spontanlık, merak edebilmek, meraka sahip çıkabilmekle mümkün olur. Çocukluktaki bu merakımızı sonrasında ne oluyor da kaybediyor ya da merakı "sadece merak" düzeyinde yaşıyoruz acaba? Aslında olanlar biraz da malum. Merak etmenin anlamı ve büyüsü, riskli görülerek, sabredilmeyerek, korkularak ya da dedikoduyla bir tutularak yok edilmeye çalışılıyor. Ebeveynlerin "iyi niyetleri", spontanlığı kaybetme üzerinde olumsuz etkilere de sahip olabiliyor bu yüzden.

Merak bir açıdan meydan okumaya, iz sürmeye teşvik eden bir şey. Bir çocuk, merak ederek daha yeniyi arar. Sıradan olandan ayrı tutulanı aramak için içimizden gelen bir "dürtü" olarak da düşünülebilir. Nasıl bir amaca hizmet ettiği düşünülecek olursa, hissedilen heyecanın yön gösterdiği ihtiyacın ne olduğu anlaşılmaya çalışılmalı.

Bildiğimiz ve bilmek istediğimiz arasındaki mesafe ne kadar artarsa, merakımız da o kadar artar. Az şey biliyorsak daha da merak ederiz. Çocuklar için de bu böyledir. Onlar için, bildikleri her an bir yenisiyle güncellenebilir düzeydedir. Bu yüzden de sürekli denemeye açıktırlar. Ellerinde tuttukları bir kutunun ne kadar yumuşak ya da sert olduğu, tadının nasıl olabileceği, hangi bir başka oyuncağın içerisine sığabileceği, atılınca kırılıp kırılmayacağı … Pek çok şey onun deneyim alanına girer. Elde tutulan basit bir kutu, pek çok soruya cevap olabilecek bir nesne haline geliverir bir anda. Bu anlar, yaşamımıza dair oldukça kıymetli anlardır. Çünkü, yaşımız ilerledikçe biz merakımızı takip etmek yerine, genel geçer bilgilere başvurmayı seçebiliyoruz. Bu pek çok açıdan ekonomik olsa da, çoğu zaman merakımız "sadece merak" düzeyinde kalabiliyor. Önemsiz ve öylesine bir şey gibi…

merag2

Oysa merak, öğrenmenin ve yaşamın en önemli koşuludur. Spontan olarak dünyaya gelen çocuk, kendisine izin verildiği kadar merak etme hakkına sahiptir. Merak kutusu açıldığında elbette içinden ne çıkacağı her zaman bilinmez. Bazen, çocuklar merakları yüzünden zarar görme riski de yaşarlar.  Elbette ebeveynler, çocukların merakının kendilerine zarar vereceği noktalarda seyirci kalmamalıdır. Ancak müdahalelerinin, çocuğun keşfetme merakını yargılayan ve suçlayan şekilde olmasındansa, durumun koşullarını açıklamaya yönelik olması çok daha iyi olur. Bu şekilde, çocuk güvenli bir şekilde merak etmeye, keşfetmeye ve dolayısıyla öğrenmeye de devam edebilir.

Çocuklar merak ederek kendileriyle ilgili bilgi toplarlar. Bir yandan da kendilerinin diğerlerinden farklılıklarını bu yolla anlayabilirler. Örneğin, kendisi hangi yemeği daha çok severken, arkadaşının onu niçin yemek istemediği ya da kız arkadaşıyla kendisi arasındaki fiziksel farklılıkların ne olduğu bir çocuğun ancak merak ederek öğrendiği şeylerdir. Bir şey yaşandığında başkaları ne hissederken kendisi ne hissediyor, diğerleri ne yaparken kendisi ne yapıyor ve kendisine neler söyleniyor… Çocuk, kendisiyle başkalarının arasındaki farklılıkları merakı yoluyla anlayabilir.

DSC_9656(0).jpgBir çocuk merak ederken, ebeveynlerinin de onun merakını merak etmeleri ve onunkine eşlik eder düzeyde heyecan yaşamaları, çocuk için oldukça önemlidir.   Çocuğun içinde bulunduğu yaş dönemine uygun şekilde, ebeveynlerin "sabırla" vereceği cevaplar, onun kendi deneyimini daha da güçlü kılacaktır. Aksi durumlarda eğer çocukların merakı yargılanıyor, gereksiz bulunuyor ve bu meraktan dolayı çocuk utandırılıyorsa, çocuğun seçeceği yollar yine uçlarda olacaktır. Ya her şeyi uygunsuz bir şekilde ve çok merak edip, bu merakını uygunsuz yollarla gidermeyi seçecek ya da yargılanmamak ve utandırılmamak için hiç merak etmemeyi seçecektir. Ebeveynlerin "kendisine güvensin", "kendisini ifade edebilsin", "mutlu olsun" istedikleri çocukları, eğer meraklarına sahip çıkılmazsa ebeveynlerinin bu isteklerini gerçekleştirmekte zorluk yaşarlar.

Bakmayan görmez, görmeyen de haliyle soramaz. Bu nedenle, çocukların bakmaya, duymaya, görmeye ve sormaya olan isteklerinin ebeveyleri tarafından uygun bir şekilde desteklenmesi onlar için eşsiz bir deneyim.

Siz siz olun, çocuğunuzun merakını merak edin. Çocuğunuzu keşfederken, kendinizle ilgili de keşfettiğiniz şeyler olacaktır. Onun soruları ya da denemek istediği şeyler, sizin için de kendinize dair bilgi verici olabilir. Bu da birlikte büyüyebilme yolunda keyifli bir deneyim olacaktır.

Korto Danışmanlık
Korto Danışmanlık