OKULLAR AÇILIRKEN ”ANNEDEN AYRILMA KAYGISI” ÜZERİNE

Psikolojik Danışman Ceren Aktürk

Birkaç hafta içinde okullar açılmış ve eğitim dönemi başlamış olacak. Bu dönemde, özellikle de ilköğretim birinci kademeye başlayacak çocukları olan anne-babaların aklında birçok soru işaretinin olması olasıdır. Ebeveynler bir yandan çocuklarının okula başlayacak olmasının heyecanını yaşarken, bir yandan da duygusal olarak hem kendilerini hem de çocuklarını bu yeni sürece hazırlamaya çalışmaktadırlar.

ID-10063156Okula başlangıç sürecinde bazı aileler çocuklarının okula başlıyor olmasının heyecanını ve mutluluğunu daha yoğun olarak yaşarken, bazı aileler için bu süreçte kaygı ve endişe daha belirgin olabilir. Bu endişe çoğu zaman çocuğunun kendisinden nasıl ayrılabileceğine yönelik soruları içinde barındırır. “Acaba çocuğum benden rahat bir şekilde ayrılabilecek mi?” sorusu birçok ebeveynin zihnini meşgul edebilir. Okulun ilk günü gelip çattığında okul bahçesinde annenin eli sıkı sık tutulur, yüzler ekşimeye başlar, çocuk kendisini çağıran tanımadığı kişilerle karşılaştıkça ekşiyen yüz ifadesinin yerini önce sakin sakin ağlama sonraysa yüksek sesle ağlama alır. İşte tam da bu sırada çocuk annesinden ayrılma kaygısı yaşamaya başlarmıştır. Bu kaygıyı yoğun olarak yaşayan çocuklarda annenin kendisini orda bırakıp sonsuza kadar gideceği bile düşünülebilir.

Ayrılma kaygısı hayatın ilk dönemlerinde hepimizin yaşadığı olağan bir duygudur. Dünyaya geldikten birkaç ay sonra oluşmaya başlayan bu duyguyu tanımak, bu duyguyla başa çıkabilmek için önemlidir. Annenin (ya da bakım veren kişinin) yüzü bebek için dört aydan sonra kolaylıkla tanınan bir yüz haline gelir. Anne, bebek doğduğu andan itibaren bebeğin her türlü bedensel ve ruhsal gereksinimini doyurur. Dolayısıyla anne, varlığı ile bebeğe güven duygusunu veren ve bunun yerleşmesini sağlayan kişidir. Bu dönemde bebek henüz tek başına kendi varlığını devam ettirebilecek becerilere sahip değildir ve ihtiyaçları ancak bir başkasının yardımıyla karşılanabilir. Bu sebeple de, anneden kısa süreli bile olsa ayrılıyor olmak bebek için endişe vericidir. Annenin bebeğin görüş alanından tamamen çıkması bebek için korkulu dakikaların başlaması demektir. Bebekler kendilerini sadece bedensel olarak ile ifade edebildikleri için bu duruma tepkilerini ancak abartılı ve yüksek bir sesle ağlayarak gösterebilirler. Annenin geri gelmesiyle birlikte, abartılı tepkiler ortadan kalkmakla birlikte yaşanan ayrılık bebek için oldukça tedirginlik verici olmaktadır. 13.-14. aydan itibaren bebeğin istek, merak ve kendini ortaya koyma dürtüleri baş gösterir. Bebek ilk defa, ona bakım veren kişiler yanında olmasa da, başka bir yerde var olmaya devam edebilir olduğunu anlamıştır. Özetle, yaşamın ilk iki yılında görülen ebeveynden ayrılma endişesi gelişimsel olarak çok normaldir ve sağlıklı gelişimin bir aşaması olarak değerlendirilir. Ancak, bu durumun normal olduğunun bilinmesi önemli olmadığı anlamına gelmemektedir. Çocuk, ayrılık sırasında duygusal olarak yoğun bir sıkıntı yaşar. Bu güçlükle başa çıkabilmesi ve bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatabilmesi için ebeveynin bu aşamada doğru adımları atması gerekir.

Okul dönemi öncesinde çocuk sık sık annesiyle ayrılık sürecini prova ediyor olur. Bu dönemde, çocuğun yaşadığı ayrılık kaygısıyla sağlıklı bir şekilde başa çıkabilmesini sağlayabilmek için, çocuğu olası ayrılığa hazırlamak büyük önem taşır. Örneğin, bir anne günlük bir işi için dışarı çıkması ve çocuğu bir başkasıyla bırakması gerektiğinde çocuğa şunları söyleyebilir: “Ben birazdan gideceğim. Senin öğle uykundan önce eve dönmüş olurum.” Zaman kavramı henüz yerleşmemiş olan çocuk için “hava kararmadan”, “öğle uykundan uyandığın zaman” gibi ifadeler çocuğa daha anlaşılır gelecektir. Anne çocuğun yanından ayrılırken döneceğine söz vermeli ve gidiş sahnesini çok uzatmadan oradan ayrılmalıdır. Dönüşteyse verdiği sözü tuttuğunu çocuğa hatırlatmalıdır. Bu davranış birkaç kez tekrarlandığında ve aynı şekilde sürdürüldüğünde alışılan bir durum haline gelir. Bu yaklaşım, gelecekteki olası bir ayrılık sürecinde çocuğun anneye güvenmesinin temelidir.

Okulların ilk açıldığı günlerdeyse çocuk artık daha uzun süreli ayrılıklarla başa çıkmak durumundadır. Ayrıca artık çocuğun etrafında bir sürü tanımadığı kişi de vardır. Dolayısıyla, bebeklik dönemindeki gibi olmasa da, çocuğun anneden ayrılma kaygısı hissediyor olması oldukça doğaldır. Bu durumda, çocuğun yaşadığı kaygıyla başa çıkabilmesini sağlayabilmek için bize düşen bazı görevler vardır. Her şeyden önce çocuğun bu kaygıyı yaşamasının normal olduğunu bilerek onun duygularını anladığımızı ifade edebiliriz. Bu durum, çocuğu, yaşadığı sıkıntının anlaşılmadığı hissinden kurtarır. Bununla birlikte, okul öncesi süreçteki ayrılık durumlarında da olduğu gibi, net cümleler kurmak ve ayrı geçirilen dönemden sonra tekrar birleşileceğine yönelik bilgi vermek çocuk için çok önemlidir. Sadece çocuklar için değil, ebeveynler için de çocuklarından ayrılmak oldukça zordur. Hatta bazen çocuklar ebeveynlerinin ayrılığa yönelik kaygısını görerek daha da kaygılanırlar. Bu sebeple, her ne kadar kaygılanırsak kaygılanalım, çocuğun güvende hissedebilmesi için bu kaygıyı ona çok fark ettirmemekte fayda vardır. Biz ne kadar rahat ve net olursak, çocuğun da bu süreçle başa çıkabilmesi o kadar kolay olur. Ayrıca, uzatılan ayrılık sahneleri ayrılmayı daha da zorlaştıracağı için, ayrılma sürecini kısa tutmak önemlidir. Bu sebeple de, yeri geldiğinde, çok zor olsa bile arkamızı dönüp gitmemiz gerekebilir. Fakat dikkat edilmesi gereken önemli bir başka nokta, vedalaşmadan ve çocuk fark etmeden gitmeye çalışmamak veya tutulamayacak sözler vermemektir. Bunların yapılması, anneyle çocuk arasındaki güven ilişkisini zedeleyebilir ve daha sonrasındaki benzer durumlarda çocuğun aşırı tepkiler vermesine yol açabilir.

Yazımı bitirirken okul hayatına başlangıç ve buna alışma süreci için çocuğa zaman tanımanızı tavsiye ederim. Unutmayın ki her çocuğun alışma süreci birbirinden farklıdır. Okula başladıktan bir süre sonra ayrılığa verilen tepkilerin yavaş yavaş azalması beklenir. Eğer bir süre geçtikten sonra, çocuğunuz hala ilk günkü gibi tepkiler vermeye devam ediyorsa ve sizden ayrı kaldığı zamanlarda yoğun bir kaygı yaşıyorsa, bu konuyu okulun ilgili rehberlik birimiyle görüşebilir veya bir çocuk psikoloğuna danışabilirsiniz.

Korto Danışmanlık
Korto Danışmanlık