ÇOCUKLAR VE YETENEKLERİ: YANLIŞ BİLİNENLER, ÖNERİLER

Klinik Psikolog Amber Dalmaz Urfalı
Dünya üzerinde sihirli bir değnek olsa ve bu değnekle dokunduğumuz kişinin gerçek yeteneğini öğreniyor olsak acaba kaçımız bunu gerçekten öğrenmek ister? Kaçımız, yapıyor olduğu işi bırakıp, “yeteneği” olduğunu öğrendiği alana ilişkin çalışmalar yapmaya başlar? Bir müzisyen, asıl yeteneğinin futbol oynamaya ilişkin olduğunu, ya da bir yazar, aslında Caruso kadar güçlü bir sese sahip olduğunu öğrense, çalışmalarına sonsuza dek ara verir mi? Günlük yaşamımızda kendimiz için birtakım hedefler koyup onları gerçekleştiriyoruz. Peki yaptığımız işlerin, seçtiğimiz mesleklerin, belirlediğimiz hedeflerin kaçı yeteneğimize yönelik?
Yetenek kavramı, son zamanlarda oldukça gündemde. Televizyonlardaki yarışmalarda bile insanlar, belli alanlardaki yeteneklerine göre değerlendirilmeye çalışılıyor. Dolayısıyla, bazı ailelerin gündeminde de bu kavram yerini alıyor. Ebeveynler, çocuklarındaki eğilimi ve potansiyeli zamanında değerlendirmek istediğinden, bu konuda enerji, zaman ve para yatırımı yapabileceğini düşünüyor.
Çocukların belirli alanlara ilişkin eğilimlerini ölçen testlerin uygulanması söz konusu. Bununla birlikte, ailelerin bu testleri uygulatma beklentileri önemle ele alınmalı. Peki nedir bu kavramın anlatmak istediği?
Çocuk, Aile ve Yetenek
Yetenek, en sade haliyle bir kimsenin, bir şeyi anlama ya da yapabilme kabiliyeti olarak tanımlanır. Anlamak ve yapmak için, çocukların, her ne kadar doğuştan getirecekleri bir potansiyellerinin olması bir temel oluşturacaksa da, konunun üzerinde çalışmalar yapmak da o yeteneği oluşturan önemli bir süreç. Çocuğun yetenekli olduğu konuyla, çalışmalarının bir araya gelmesi, şüphesiz ortaya çıkacak ürünün niteğini artırır. Bununla birlikte, bir çocuğun sadece yeteneği olması durumunda “başarılı” olacağını iddia etmek çok doğru olmayabilir. Örneğin bir çocuk, yaşıtlarından çok daha iyi düzeyde boyama yapıyor, resim yapmaktan da çok mutlu oluyor olabilir. Yetişkinlik hayatında da resim, varlığını koruyor. Bu durumda bu çocuk mutlaka resim konusunda bir eğitim mi almalıdır? Belki de bu bir “gereklilik” değil. Günlük yaşamımızda pek çok şeyi zevk alarak, geri kalanını da birtakım “zorunluluklar” nedeniyle yapabiliyoruz. Bu nedenle, her zevk alarak yaptığımız şeyi, mesleki bir yeteneğe dönüştürmek durumunda değiliz. Yani çocuğunuz, iyi resim yapan ya da müzik kulağına sahip bir doktor olabilir. Bunlar, onun yaşamla bütünleşmesini sağlayan keyifli araçlar olarak yaşamında yerini korurken, o, mesleğini yapmaya devam edebilir.
Çocuğunun yeteneğini fark etmek isteyen bazı ailelerse, onun eş zamanlı olarak pek çok aktiviteye gitmesini sağlıyor. Çocuklar, eş zamanlı olarak drama, tiyatro, spor, bale, piyano vb. derslerine gidebiliyor. Ancak burada ailenin ihtiyacının daha çok ön plana çıktığı değerlendirmesi yapılabilir. Çünkü aile, “en iyi” amaçlarla, çocuğunun yaşamı içerisinde devam edeceği yolu, olabildiğince renklendirmek ve kolaylaştırmak gayretinde iken, bazen durum tam tersi olabiliyor. Çocuk için oluşturulan program, ona “bir yeteneğini geliştirmesi” konusunda bir mesaj verebiliyor. Böyle bir durumda çocuk içerikle değil, bir şey geliştirme fikriyle iç içe geçebilir. Dolayısıyla, bu kadar etkinliğin arasında, “keyif almak” ve yaptığı şeyle “temas etmek” yerine, sürece duyarsızlaşabilir.
Yetenek Ne Kadar Önemli?
Burada, öncelik verilebilecek şeylerden birisi çocuğunuzun ihtiyaçları. Onun bir şey ya da birçok şey yapmaktan keyif alıyor olduğunu gözlemek, ebeveynler için de oldukça hoşnut edici bir süreç. Ebeveynlerin, çocuğun yapmaktan keyif aldığı şeyleri yapmasını sağlamak, bir çocuk için oldukça önemli bir destektir.
Yetenek kavramının yanında, onun kadar önemli olan şeylerden birisi de, çocuğun yaptığı şey üzerinde çalışma motivasyonuna sahip olması. Hepimizin yaşamı içerisinde keyif alarak uğraştığı şeylerin yanında, bazı gereklilikler nedeniyle uğraştığımız şeyler de var. Bize psikolojik doyum sağlayan şeylerden birisi, kendimize gerçekçi hedefler belirleyip bunları gerçekleştirmek. Sadece bir şeye yeteneğimiz ya da eğilimimizin olması, bizi o alanda başarıya ulaştırma konusunda yeterli olmayabilir. Bir çocuk için de benzeri durum söz konusu. Uğraşmaktan keyif aldığı her neyse, onu geliştirme motivasyonuna sahip olması, ona zaman ayırması ve üzerinde çalışmasını da beraberinde getirir. Bu süreç, keyifli olduğu kadar, zaman zaman çocuğu zorlayabilecek bir süreçtir aynı zamanda. Ebeveynlerin, bu noktada çocuğun yaptığı çalışma her ne üzerineyse, onu geliştirmeye yönelik hedefler oluşturmasına destek olmaları oldukça önemlidir.
Ebeveynler Nelere Dikkat Etmeli?
Çocuğun yeteneği her ne kadar yönlendirilebilir bir şeyse de, bir konuda belirleyeceği hedeflerinin olması ve onu gerçekleştirme motivasyonunda olması da bir o kadar önemlidir. Bu noktada, ebeveyn ve çocuk işbirliği yadsınmamalı.
- Ebeveynlerin, çocukların yetenekleri üzerinde “beklenenden çok” yoğunlaşmamaları önemlidir. Çocuğunuz, size pek çok konuda neye ihtiyaç duyduğu, neyden keyif alıp neyden almadığı konusunda yol gösterici olabilir. Bu noktada, onları doğal halleri içerisinde gözlemek oldukça bilgi sağlayıcı olacaktır.
- Bir çocuğun birden çok şeyi severek yapmasının, bunlardan birisini mesleki beceriye çevirmesi konusunda doğrudan bir etkiye sahip olmayabilir. Çocuğun her eğilimini mesleki olarak düşünmekten çok, bunu çocuğun kişiliğinin bir zenginliği olarak değerlendirmek daha yararlı olacaktır.
- Sadece yetenek kavramı üzerinde durmaktansa, çocukların amaçlarına ulaşmaları konusunda desteklerini ön plana çıkarmaları yararlı olabilir. Bir yeteneğin keşfedilmesine odaklanılması, ebeveynler açısından kaygılı bir süreç halini de alabilir. Bundan uzak durabilmek için, çocuğun keyif alarak yaptığı şeyin üzerinde çalışma yapmasını zorlayıcı olmadan desteklemenin çocuğa daha iyi gelebileceğini hatırlamaları yararlı olabilir. Çocuğun kendisi için belirlediği hedefleri gerçekleştirmek, onun başarı konusunda doyum sağlamasına yardımcı olacaktır.



