CİNSİYET ROLLERİ, ÇOCUĞUN EBEVEYNDEN AYRILMASINDA ÖNEMLİ

Yazar: Klinik Psikolog Ebru Yazıcı

Yaşamın ilk yıllarında çocuktan gerçekleştirilmesi beklenen ayrışma, her iki cins için de aile tarafından aynı oranda beklenen ve desteklenen bir şey midir? Çocuğun ancak "optimal (en uygun) kırılma" adı verilen bir kopuş gerçekleştiği noktada ayrışmayı ve bireyselleşmeyi başarabileceği düşünülür. Bu noktada çocuk, bağımlı olduğu ebeveyn ile oluşturduğu "biz"i bırakarak "ben"e ulaşabilir. Bunun oluşabilmesi için de ebeveynin çocuğa başedebileceği kayıpları yaşatması önemlidir. Kısaca çocuk, ebeveynin kendisi için yaptıklarının bir kısmını kaybetmelidir ki, bunları kendi başına yapabilmeyi öğrenebilsin. Ancak burada önemli olan, çocuğun yaşadığı bu kayıpların, onun başedebileceği boyutta travmatik olmayan deneyimler olmasıdır. Ebeveyn ile ilişkisindeki ani, beklenmedik ve yoğun kayıplar, sağlıklı bir benliğin oluşmasında engeldir. Buna karşın çocuk hiç kayıp yaşamaz ise, sağlıklı bir çekirdek ruhsal yapı oluşmayabilir ve tüm yaşamı boyunca başkalarına bağımlı olabilir.
Peki kız çocukları bu kaybı gerçekten yaşıyabiliyorlar mı?

"Yalnız olmaktan nefret ediyorum, keseli hayvanlar gibi bir başkasının derisinin altında yaşamak isterdim. Emniyette olmayı, sıcak bakılıp gözetiliyor olmayı, havadan hatta yaşamdan daha çok istiyorum." Bu satırlar Collette Dowling'in kadınlardaki bağımsızlık korkusunu ve kökenlerini anlattığı "Sindrella Kompleksi" kitabından alınmıştır. Burada bugünün kadının Sindrella gibi düşmanca algılanan bir dünyaya karşı hala sevgi, yardım ve koruma arayışında olduğu savunulur.

Peki kadınları bu duruma getiren nedir? Belirli bir noktaya kadar bağımlılık, çocuğun insanlarla normal bir ilişki kurma yoludur. Erkek çocuk da kız çocuk da belirli bir döneme kadar anne ile sembiyotik bir bağ (karşılıklı bağımlı olma ilişkisi) içinde olacaktır. Daha ileriki yıllarda ise babanın rolü çocuğu dışarıdaki dünyaya, amaç ve kurallara hazırlamaktır. Baba, bir çeşit dış dünyaya açılan penceredir. Ancak baba bu rolünü her iki cins için aynı mükemmellikte oynayamayabilir? Hem anne hem de baba erkek çocuktan beklediği bağımsızlığı, güçlü amaçları ve idealleri kız çocuktan beklemeyince, sağlıklı bir ayrışma sürecinin gerçekleşmesi için gerekli olan "kayıp"ları yaşayamayan kız çocuk, hem ebeyevne hem de daha sonraki yıllarda dış dünyadaki başkalarına bağımlılığını sürdürecektir.

Kısacası erkeklere öz-yeterliliği bahşeden doğa değil, cinsiyet rolleri ile şekillenen yetiştirme tarzıdır. Araştırmalar, annelerin kız çocukları ile konuşmalarının daha çok duygusal bir içeriğe sahip ve daha destekleyici olduğunu; erkek çocukları ile ise daha çok bağımsızlığı teşvik eden konuşmalar yaptıklarını ve kızgınlık gibi olumsuz duygularını erkek çocuklarına yansıtırken kız çocuklarına bunu yapamadıklarını göstermektedir. Ebeyenler, daha beşikten çıkar çıkmaz kız çocuğun güvenliği konusunda kaygılarını dile getirirler. Küçük kızların kendi hatalarını düzeltme şansı yoktur. Sonuç olarak da aşırı yardım ve kollamalar ile sakatlanan kız çocuğunun duygusal gelişiminde belirli bir dönüm noktasına ulaşması oldukça zor olacaktır.

Korto Danışmanlık
Korto Danışmanlık