Okulların açılmasına kısa bir süre kaldı. Kimi çocuklar yaz tatilinden sonra önceki sene bulundukları okula devam edecek, kimileri ise ilk defa anaokuluna başlangıç yapacaklar. Daha önce anaokuluna başlamış olan çocuklar biraz daha rahat bir süreç geçirecek olsalar da onlar için de; yeni bir öğretmen, belki sınıfa katılan yeni bir kaç akran ve bir yaş büyümenin getirdiği yeni sorumluluklar olacaktır.Okula ilk başlanan günlerde çocuk, terk edilme ve ayrılma hissi yaşayabilir. Çocuklar ilk defa anaokuluna başlarken, şimdiye kadar aşina oldukları ev ortamından farklı olarak etrafta pek çok tanımadığı kişinin yer aldığı ve mekan olarak da bilmediği bir yere gitmeye başlar. Zaman içerisinde bu yeni ortamı okul olarak benimseyecek olsa da henüz hiçbir kuralını bilmediği, tanımadığı kişilerin bulunduğu, kendisi için bir sürü belirsizliğin var olduğu bu ortamda başlangıç sürecinde çekingenlik göstermesi ve değişik koşullara uyum sürecinde çıkabilecek aksaklıklar, beklenen bir durumdur. Çocuğun, aile ile paylaştığı saatler azalıp, anneden uzak geçirdiği saatler artacaktır. Bu da okula ilk başlanan günlerde çocukta terk edilme ve ayrılma hissinin yaşamasına sebep olabilir. Özellikle, koruyucu-kollayıcı ve aşırı hoşgörülü aile yapısından gelen çocuklarda ayrılma kaygısı daha yoğun görülebilir. Bu kaygının yoğun yaşanıyor olmasının, sürecin zorlu geçmesine sebep olan etkenlerden biri olarak düşünülebilir. Okula başlama sürecine anne-baba açısından yaklaşırsak; bu durum yaşanırken ebeveynler de kendini suçlu hissedebilir ve doğru bir şey yapıp yapmadığı konusunda şüphe duyabilir. Bu süreç içerisinde ebeveynler tarafından hissedilen kaygı, çocuğun da uyum sürecini olumsuz yönde etkileyebileceğinden, güven duyabileceği bir okulu tercih etmek, okul başlamadan önce okulu ziyaret etmek gibi on hazırlıklar yapılması ailenin de daha iyi ve güvende hissetmesini sağlayacaktır. Okula başlama sürecinde çocuğa yönelik ön hazırlık anlamında çocuğa anaokulundan bahsetmek, okulu tanıtmak ve yaş olarak buna hazır olduğunu ifade etmek, sürecin olumlu geçmesine yardımcı olabilir. Çocukları okula başlama sürecinde motive ederken, onlara okulun amaçları ve orada hoşuna gideceği etkinliklerin anlatılması; kendisi ile ilgilenecek bir öğretmeni olacağı ve bir isteği olduğunda öğretmene rahatlıkla söyleyebileceğinin çocukla paylaşılması önemlidir. Genel anlamda okul açıklaması yapılırken de anaokulunun her gün gidilmesi gereken oyun oynanan, arkadaşların olduğu ve eğitim verilen bir ortam olduğu belirtilebilir. Ayrıca ebeveynlerin kendilerinden örnek vererek, işe gittikleri, bu sırada çocuğun da okulda olabileceği bilgisinin verilmesi yardımcı olabilir. Bütün açıklama ve ön hazırlıklar yapılmış olmasına rağmen çocukların ilk zamanlarda okula uyum sürecinde zorlanmaları normaldir. Alışma sürecinde ilk başlarda çocuklar tarafından gösterilen ağlama, oyuncaklarını paylaşmama, yemek yememe veya tuvalete girmeme, okul kıyafeti var ise giymek istememe gibi davranışlar görülebilir. Bu süreçte ailenin kararlı, sabırlı ve anlayışlı tutumlar sergilemesi sürecin daha sağlıklı geçmesini sağlayacaktır. Ancak bireysel farklılıklar göz ardı edilmemelidir: kimi çocuk bir kaç gün içerisinde uyum sağlamışken, kimi çocuğun okula uyumu bir hafta veya daha fazla sürebilir. İlk haftaların sonrasında eğer çocuğun davranışlarında ve uyum sürecinde olumlu yönde bir ilerleme gözlenmediği taktirde, mevcutsa okulun psikoloğu veya psikolojik danışmanı ile iletişime geçilmelidir. Eğer okulda bu alanda bir uzman görev almıyorsa psikolojik destek veren ve çocuklara destek konusunda uzmanlaşmış bir kişinin olduğu bir merkeze başvurulmalıdır.