ÇOCUKLAR HEP İYİ Mİ HİSSETMELİ?

Klinik Psikolog Amber Dalmaz Urfalı

Hepimiz yaşamda belirli ihtiyaç ve isteklerimizi karşılamak amacını taşırız. Güvende hissetmek, sevilmek, takdir edilmek, kendimizi ifade etmek, başkalarıyla bağ kurmak, hepimiz için önemli evrensel ihtiyaçlar olarak değerlendirilebilir. Bazılarımız için ise ihtiyacımızı “en iyi”ye yakın düzeyde karşılamak oldukça önem taşır. Bazen bir dilek tuttuğumuzda ve bu dileğimiz gerçekleştiğinde “keşke başka bir şey dileseymişim, olacakmış” diye düşünürüz. Yani dilek tutarken bile hep “daha iyisi” olabileceğine dair bir beklentimiz olur.

Ebeveynler de çocukları söz konusu olduğu zaman, doğal olarak onlar için “daha iyi” olanı amaçlayabiliyor. Ancak bazen, çocukların ihtiyaç ve istekleriyle ebeveynlerinki birbirine karışabiliyor. Anne-baba bir davranışın, bir durumun ya da hissedilen bir duygunun değiştirilmesini isteyebilse de bunların esasen kimin istek veya ihtiyacı olduğunu belirlemek oldukça önemli.

Ebeveyn-çocuk ilişkisi açısından “daha iyisi”

Günümüzde sıklıkla hem anne hem babanın çalışma yaşamında aynı anda yer aldığını görüyoruz. Bu nedenle anne-baba ve çocuğun bir arada oldukları süreler de kısıtlı olabliyor. Evde geçirilen zaman içerisinde ise gündem çoğunlukla çocuğun ödevi,  okulda yaptıkları ve çocuğun kendisini nasıl hissettiği üzerinde yoğunlaşıyor. Bunlar aile ilişkileri ve çocuğun gelişimi açısından çok önemli noktalar olmasına rağmen, ebeveynler çocuklarının her anlamda “hep iyi” olmasına odaklandığında bazı sıkıntılar yaşanabiliyor.

“Bunda ne kötülük var?” gibi bir soru tam bu noktada akıllara gelebilir. Çocuğun kendini geliştirmesi, başarılı olması, ebeveynlerin onunla gurur duyması gibi açılardan bakıldığında elbette çocuktan en iyiyi istemekte bir “kötülük” yok. Ancak ebeveynlerin sürekli “en iyi” beklentisinde olmalarının bazen olumsuz sonuçlar doğurabildiğini görüyoruz. Anne-baba, çocuklarıyla birlikte olduğu kısıtlı süreler içerisinde, çocuklarını hep “mutlu” görmek isteyebiliyor. Okulda işlerin hep iyi gitmesi, arkadaşlarıyla veya öğretmenleriyle birlikteyken hep iyi hissetmesi, evde de aynı şekilde hep mutlu olması beklentisi ile çocuğa yaklaşabiliyor. Oysa olumlu duygular ve durumlar kadar olumsuzların da yaşam içerisinde çocukların karşısına çıkması oldukça doğal ve hatta bazıları öğrenme ve gelişim açısından sağlıklı. Peki çocukların olumsuzlukları yaşamasına ne kadar olanak veriyoruz?

Üzülme! öfkelenme! endişelenme!

Çocukların da hepmiz gibi zaman zaman olumsuz duygular hissetmesinin normal olduğunu bilmek gerekir. Nedir bu olumsuz duygular? Üzüntü, öfke, endişe, hayal kırıklığı gibi duygular olumsuz duygulara örnek olarak verilebilir.  İnsanlar, olumlu duygularının yanında, olumsuz duyguları da günlük yaşamda belirli seviyede hissederler. Kişi, hoşa giden veya gitmeyen tüm duygularıyla bir bütündür. Bu nedenle onları görmezden gelmek, bir anlamda bir parçamızı görmezden gelmek anlamına gelir. Duyguları hissetmek, o duyguyla bağlantılı olan durumla baş edebilmemizi sağlayan bir işleve de sahiptir. Ebeveynler, çocuklarının olumsuz duygular hissetmeleri durumunda oldukça endişe yaşayabiliyor. İlk çözüm yolları da çoğunlukla onları içinde bulundukları duygu durumundan çıkarmaya çalışmak olabiliyor. Yani üzgün bir çocuğun üzüntüsünün hemen geçirilmesi için uğraşılıyor; ağlamasının sonlandırılması ya da öfkesinin “çabuk bir çözüm” sunularak ortadan kaldırılması için çaba harcanıyor. Ancak bu tarz girişimler çoğu zaman çocuklar açısından olumsuz sonuçlar doğurabiliyor.

Neden mi? Olumsuz yaşantılar ve duygular, çocukların psikolojik “büyümeleri” üzerinde oldukça önemli etkilere sahip. Çocuklar, kendilerini üzgün, kızgın, kaygılı, yetersiz hissedebilirler. Bu durumlarda, hızlıca duygunun ortadan kaldırılması amaçlanmadan, nelerin onlara böyle hissettirdiğinin üzerinde durulması, yeni ve sağlıklı problem çözme becerileri geliştirmeleri açısından yararlı olacaktır. Şüphesiz ebeveynler iyi niyetle ve çocuklarının “iyi olması” için böyle bir yöntem izleyebiliyor. Fakat çocuklara olumsuz duygular hissettiren her durum için biz çözüm yolu söz konusu olmayabilir. Bu nedenle, çocukların olumsuz duygular hissederken o duygularını değiştirmeye çalışmak yerine, ebeveynler çocuklarının “yanlarında” durabilir ve onların da bu duyguları kabul etmelerine ve hissetmelerine yer açabilirler. Duygularını bu şekilde düzenlemeyi öğrenen çocukların, ergenlik ve yetişkinlikte de psikolojik açıdan daha sağlam, sorunlarla başa çıkma konusunda daha yetkin olma ihtimalleri yükselecektir.

Ebeveynler için bazı önemli noktalar

  • Bir duyguyu hissederiz ve bir zaman sonra etkisinin azaldığını farkederiz. Örneğin mutlu olabiliriz; sonrasında farklı bir duruma üzülebilir ve aynı zamanda öfkelenebilir, buna karşın sonradan gelişen başka bir şeye yeniden sevinebiliriz. Herhangi bir duygunun sonsuza kadar bizimle kalmadığını bilmek ebeveynlerin de çocukları için endişelerini azaltmak anlamında yararlı olabilir.
  • Çocuklar olumsuz bir duygu yaşadıklarında, o duyguyu hissettikleri sırada yanlarında buna eşlik edebilecek bir ebeveynlerinin olması önemlidir. Bir şekilde kendi duygularının ve “bir parçalarının” görülmesi, duyulması ve hissedilmesi onlara çoğu durumda çok iyi gelecek olan şeylerdir.
  • Çocukların her zaman “iyi notlar” almayabileceğini, çalışma motivasyonlarının bazı dönemlerde düşebileceğini göz önünde bulundurmak bir parça yarar sağlayabilir. Yetişkinler olarak ebeveynler, çalışma motivasyonlarını daha uzun süre koruyabilirler ya da sürekli yüksek not beklentisi içerisinde olabilirler. Ancak, çocuklar farklı ihtiyaçlara ve özelliklere sahiptir. Bu nedenle, ihtiyaçların her an benzer olmasını beklemektense, anne-baba kendisi için sahip olduğu beklentilerin anlamını fark ettiğinde daha anlamlı olacaktır.
  • Çocukların ayrı ve özel bireyler olduklarını düşünmek, onlara kendi ihtiyaçlarını karşılamaya hazır hale gelmeleri için ebeveynlerin zaman tanımasını kolaylaştırabilir. Bir şekilde, yaşadıkları olumsuz durumlarla baş etme becerileri geliştirebilmek için, olumsuz durumda biraz kalmaya ihtiyaç duyabilirler. Böyle dönemlerde de, ebeveynlerin, çocukların ihtiyaç duydukları anda yanlarında olacaklarına dair verdikleri mesajlar oldukça değerlidir.
Korto Danışmanlık
Korto Danışmanlık