KISA KISA

Çocuklarda kaygı sorunları ve aile
Kaygı sorunları çocuk ve gençlerde oldukça yaygın. Genetik ve kişisel pek çok nedene bağlı olarak gelişebilse de, kaygı aynı zamanda anne-babanın çocuk yetiştirme tutumundan da etkileniyor. Yapılan araştırmalar çocuğa demokratik mi yoksa otoriter ve baskıcı mı yaklaşıldığının, çocuklarda kaygı sorunlarının ortaya çıkmasına etkisi olduğunu gösteriyor. Elbette demokratik tutumlar, yani sevgi, sıcaklık, bağımsızlık ve disiplin arasında bir denge kurarak çocuğa yaklaşmak, kaygı gibi duygusal sorunların oluşma riskini azaltıyor. Ancak asıl ilginci, babanın davranışlarının annenin davranışlarından daha etkili olması. Yani, babanın çocuğa nasıl yaklaştığı, annenin nasıl yaklaştığından daha önemli olabiliyor. Özellikle sosyal kaygı görülen çocuklarda baba ile çocuk arasında duygusal bağın oldukça az olduğu, babanın çocuğa yeterli sevgiyi göstermediği ve çocuğunun davranışlarını kısıtladığı biliniyor. Çocuklarda kaygı sorunlarının tetiklenmemesi için anne ve babaların çocuklarına demokratik bir yetiştirme tutumu sergilemeleri ve onlarla yeterli bağı oluşturmalarının gereği vurgulanıyor. Çocuğun kendine olan güvenini zedeleyecek, yalnız başına bir şeyler yapmasını engelleyecek davranışlar yanında, çok fazla korumacı tutumların da kaygıyı tetikleyebildiği görülüyor.
Ertelememeyi Öğrenebiliriz
Yaşamımızın bir döneminde pek çok çoğumuz bir şeyleri yapmayı ertelemişizdir ve bu oldukça normaldir. Ertelemede, önem derecesi ne olursa olsun bir şeyleri yapmak, örneğin elimizdeki iş bitirmek, spora başlamak, uzun zamandır görmediğimiz bir akdaşımızı ziyaret etmek veya ofisimizi düzenlemek isteyip bir türlü başlayamayız. Ancak erteleme davranışı kronik, sürekli bir hal almaya başladığında yaşamımızı olumsuz etkiler ve artan bir kaygı, stres, suçluluk duygusu ve verimsizlik şeklinde bize geri döner. Erteleme davranışını azaltmanın en iyi yollarından birisi, nedenlerini bulmaktır. Başarılı olamayacağınız için korkuyor musunuz? Yeterince bilmediğiniz için mi çekiniyorsunuz? Mükemmeli aradığınız için mi erteliyorsunuz? Bunları belirlemek, kendimize bir plan çizmek için yardımcı olabilir. Daha sonra mükemmele ulaşmanın çok mümkün olmayacağını kabul etmek, en sağlıklısının bir işi “elinizden geldiğince ve gücünüz yettiğince” iyi yapmaya çalışmak etkili bir bakış açısı sağlayacaktır. Bunun yanında bazen belirli sınırlar koymak yardımcı olabilir. Örneğin kendimize bir tarih belirlemek motive olmamızı ve düzene girmemizi sağlayabilir. Ayrıca gerçekçi olup olmadığımıza bakmamız, kendimizden çok şey bekliyorsak bunu azaltmamız önemlidir. Son olarak uzun dönemli bir hedefe ulaşmak için kısa süreli rahatsızlığa ve zorluğa katlanmamız konusunda bir seçim yapmanın önemi unutulmamalıdır.

